31 Temmuz 2008

Yavrular

Tüm atkı koleksiyonum hemen hemen bu karede yatmakta. 2-3 Beşiktaş atkısı daha var bunların dışında. Bu sayı aslında ideal. Sonuçta atkı hastalığım yok, koleksiyon merakım da. İşin ilginçi, bu atkılardan 2 tanesini 3 gün arayla edinmiş olmam. 21 sene 2 ayrı takım atkın olsun. 3 günde rakam 4'e çıksın. Bu atkıların hikayeleri de 2-3 yıl öncesine dayanıyor.

- Lazio atkısını, tribündergi sevenlerinin X nicki ile tanıyacağı, benim 'reis' diye adlandırdığımız abi'den aldım. 2 formam olmasına rağmen 1999'dan beri az çok takip ettiğim Lazio'nun hiç atkısı yoktu. Bir konuşma sırasında bunu X reis'e 3 yıl önce belirtmiştim. O da kendi koleksiyonunda bulunan bu atkıyı bana vereceğine söz vermişti. Gel zaman git zaman, geldik İstanbul'a, döndük İstanbul'dan ama kısmet olmamıştı ne buluşmak ne atkıyı alabilmek. En sonunda geçen hafta buluşabildik. Ben atkıyı tamamen unutmuştum. Buluşmanın 1.dakikası reis'in arabasına binişimle beraber merhaba faslının hemen ardından kucağıma atıldı bir şey. Aaa ne ki bu ? derken bir baktım bu atkı. 3 yıl önce verdiği sözü unutmayan reis, bir 'yavru'sunu bana hediye etmişti. Tekrar teşekkürler efendim. Buradan Bostancı'ya selamlar :)
*
- Göztepe atkısının hikayesi yılanlı olanlardan. 2 sene evvel yine tribündergi'de Sanchez nickiyle tanınan Hasan kardeşim atkıyı Mersin-TD'den Furious aka Gürol'a yolluyor ancak hep bir sorun çıkıyor, ya ben evde olmadığım için atkıyı Gürol yollayamıyor, ya Gürol Mersin dışında yazı geçiriyor, ben atkıyı alamıyorum 2 yazdır. Nihayet bu yaz o sorun da halloldu. Beşiktaş ve Eyüpspor dışında, ilk kez başka bir Türk takımı atkısına sahip oldum. 2 yıl önce İzmir seyahatinde beni unutmayana da, Mersin'den bunu kargolayana da, kargo şube'ye gelince beni 2 gün boyunca arayıp, bana ulaşmaya çalışan biraz huysuz biraz da nemrut hanımefendi'ye de teşekkürler. Siz o ünlü Ömer Seymen misiniz? Evet benim buyrun.
*
- Eyüpspor atkısının öyle bir tarihi yok. Onu waldez aka Burock aka Burak geçen yıl hediye etmişti formamla beraber. Arkasında Genç Eyüplüler yazmakta. Tekrar size de teşekkürler Burak efendi. Beşiktaş atkısını da Volkan kardeşim, ki ne buradan haberdar ne tribündergi'ye yazar, hediye etmişti. Ona da teşekkürler buradan.
*
- Yeni bir atkı müjdesi daha aldım bu arada. Yine tribündergi'nin Güzelyalı eşrafından oragnis abimiz Yalı'nın son atkılarından ayırmış. Yeni yavru'ya da Ağustos'un 10'u gibi
ulaşabilecekmişim. Hayır, bunu yazmakla biggins'e laf çarpmıyorum, kendisi rahat olabilir :p
...
Not: Bolca kalınlaştırma, alt çizgi ve italik kullanınca kendimi anthony gini hissettim (anlayan anlar)
Not 2: Amma sevenim varmış yahu tribündergi'de.
Not 3: Eşek değilsin ya Enis, Wacker'i ayarla.
Not 4: Bunları yazarken msn'de malum bir kişiyle 'atkı kültürü' üzerine konuşmak da çok manidar. Yok ulan ? Napiyim yani...

Kalp kalbe karşıdır #4

Ömer:
türkmenıstan'a gıdelım kanka
Ömer:
internet de süper
Enis İNAN // Ligler başlasın:
evet lan
Enis İNAN // Ligler başlasın:
internet yeni geldi
Ömer:
2-3 kod öğrensen web dizayn hakkında
Ömer:
kralı olursun internet aleminin
Enis İNAN // Ligler başlasın:
aynen
Enis İNAN // Ligler başlasın:
aslında şahane yatırım
Ömer:
paraya para demezsin
Enis İNAN // Ligler başlasın:
bizim yağız da tatile gidiyo
Ömer:
yağız da tatile gitsin bunu yapacağına
***
Yağız = Romanista

Kalp kalbe karşıdır #3
Kalp kalbe karşıdır #2
Kalp kalbe karşıdır #1

29 Temmuz 2008

Optik Başkan'ı anma töreni

Pazar günü yazmayı düşündüğüm ancak o gün yaşanan, hepimizi kahreden patlama nedeniye bugün yazılabilen yazı. Allah hem abimizin hem hain saldırıda kaybettiğimiz vatandaşlarımızın ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin.

video

Optik Başkan'ı anma töreni'nde, abimizin babasının konuşmasından 45 saniyelik bir kesit. Kendisi bir çok kez teşekkür etti, hayır duasını etti. Sevginin ne demek olduğunu Pazar günü anladığını söyledi. Ve bizlere bir söz verdi; abinizin mezar taşına BEŞİKTAŞ amblemi de koyulacak dedi.


300-400 kişi civarıydık Pazar günü. Dualarımızı ettik, abimizi andık. 1 sene ne çabuk geçti bir kez daha anladık. Diğer abilerimizin, mezar taşı konusundaki müjdeleriyle sevindik, abimizin babasının konuşması ile duygulandık. Kendileriyle helalleştik, ellerini öptük ve en azından vefa konusunda bir şeyler yapmanın huzuruyla mezarlıktan ayrıldık. Gelenlerin ayağına sağlık.

Mirac Kandili

Mirac Kandili İslam dininde kutsal sayılan gecelerden biridir. Recep ayının 27. gecesidir. Müslümanlar bu gecede Hz. Muhammed'aleyhissalati vesselamın Mekke´deki Mescid-i Haram´dan, Kudüs´teki Mescid-i Aksa´ya götürüldüğüne, oradan da gökleri aşarak, Allah´ın katına ulaştığına inanırlar. Bu olayın bahsi Kur'an'da isra suresinde geçer. Bu olaya Mirac denir. Beş vakit namaz, bu gecede farz kılınmıştır.
***
Mirac kandilimiz Salı'yı Çarşamba'ya bağlayan gece bu sene. Kandilimiz mübarek olsun, Allah daha nice kandilleri görebilmemizi ve bu kandil vesilesiyle dünyanın dört bir yanında zor durumda olan din kardeşlerimizin güzelliklere erişmesini nasip eylesin.

28 Temmuz 2008

3 sene evvel...

3 sene önce bugün...

Güngören bu gece neler gördü...

Gecenin 22'si, otopark'tan eve doğru yürürken 'güüümmm' diye bir ses. 'Hayırdır inşallah, bu nasıl sesti' demeye kalmadan duyulmaya başlanan ambulans sirenleri. Cadde kenarında ambulans'ların gittiği yöne bakarken, 30 yaşlarında bir adamın gelip 'Haznedar'dan geldi ses, 10 dakika önce de bir tane patlama oldu, olay var galiba' cümleleri. Koşturmaca, eve giriş. İnternet'e saldırış ve ilk haber. 'Güngören'de doğalgaz patlaması. Ayrıntılar az sonra'. Stresli bekleyiş ve ardından net'e düşen ilk haberler; Yaralı sayısı çok fazla.

Ve ardından telefonlar. Tanıdıklara bir şey olmamış. Anane evde değilmiş şehir dışındaymış, yarın gelecekmiş. Yakınlarda oturan diğer tanıdıklar ise olay olduğunda oralarda değillermiş. Bunlar 'oh' dedirten haberlerdir ama olaylar bizim tanıdıklarımızla bitmiyor ve bir süre sonra ilk acı haber geliyor. 8 ölü 24 yaralı. Bu rakam artacaktır sözleri arasında artan sayı 15'i buldu. 15 kişi de ayrıca ağır, 150 de yaralı bu yazı yazılırken.

Çarşamba gecesi aynı saatlerde dolaştığım yer. Patlamadan tam 96 saat önce esnafından alışveriş yaptığım, sokaklarında gezdiğim, oturup dinlendiğim yer Güngören Menderes Çıkmazı. Ya bu akşam ? Belki de ben olacaktım orada ananem evde olsaydı. Belki de yatsı namazı için camii yolunda olacaktım,o çıkmaz sokakta. Kader beni korumuştu, korumuştu da bu hainler 4 yaşındaki Aleyna'dan, sadece serinlemek için, 2-3 saat güzel vakit geçirmek için orada bulunan masumlardan ne istemişti ? İşte bu sorunun cevabı yok, büyük bir yumru kitleniyor boğazlarda. Ve sessizlik kaplıyor her yeri. Nefret'in sessizliği.

Güngören bu gece ne gördü ? Bu bebe'nin bu hale geldiğini gördü. Bu bebe ise hayatı boyunca unutamayacağı o sahneleri gördü.

Ne kadar bölücü varsa.......

27 Temmuz 2008

Olympiakos 56-79 Efes Pilsen

Gece gece oturmuş, şarkı'dan şarkı'ya atlıyordum ki, Ayna-Dön Bak Ayna'ya adlı şarkı çalmaya başladı ve ben dinlerken eskilere doğru yol aldım. Hatırladığım bir basketbol maçı. Oynandığı tarihi araştırdım demin; 12 Ocak 1995. 8.5 yaşında filanım işte. Bir Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası maçı. Efes Pilsen, Olympiakos deplasmanında. Grupta bu iki takımın ilk karşılaşması İstanbul'da oynanmış, Olympiakos şov yapmış, Efes Pilsen'i sürklase etmiş 77-42 yenmişti. O maç sonunda televizyonu gözlerim yaşlı kapattığımı hatırlıyorum. O zamanlar Efes Pilsen forması da giyiyoruz altyapı'da, onun da etkisi var tabii.

İkinci maç başladığında saat Türkiye'de geçti (21.45 başlangıç saati), bir gün sonra benim okulum vardı. Başını izleyecek ardından yatacaktım. Babam kasedi hazırlamış, maçı çekecekti.

Salona bağlanıldı. Murat Murathanoğlu ve İsmet Badem konuşuyor. 15bin'e yakın kişinin doldurduğu Pire Dostluk Salonu'ndayız zırvaları geçiyor. Halbuki dostça bir ortam yok salonda. Takım sahaya çıkıyor, bir pankart açılıyor. Pankart'ın üstünde söylenildiğine göre 'hoşgeldiniz domuzlar' yazıyor. Şişeler yağıyor sahaya. Efes Pilsen'li oyuncular zor ısınıyor. Maç başlıyor biraz geçiyor ve mola alınıyor. İşte o molada yukarıda bahsettiğim şarkıdaki melodi çalınıyor. Köpek mi desem, ayı mı ya da başka bir hayvan mı. Öyle bir maskot iniyor sahaya. Coşturuyor sözde Olympiakos tribünlerini.

Ben yatıyorum sonra. Sabah kalkıyorum, gazeteyi kapıyorum okula gitmeden. Skor mu ? 79-56 Efes Pilsen lehine! Anneme soruyorum, kasede çekim tamam mı? diye. Tamam diyor :) Okul sonrası geliyorum, izliyorum.

Efes Pilsen'in klasik Avrupa zaferlerinden biri. Mirsad coşmuş, Mirsad Yunanlar bir şeyler attıkca, karşılık verip onları çıldırtmış. (ki bu Mirsad'ın bu seviyede oynadığı ilk maçlardan biri.) Volkan Aydın üstüste üçlüklerle coşmuş, Ufuk Sarıca 20 sayıyı geçmiş, Corchiani ki kendisi Naumoski'nin yerine gelmişti ve belki de en faydalı maçıydı bu maç, o da iyi oynuyor. Efes Pilsen pankartı kapattırıyor, kapağı takıyor. Maç biter bitmez, havlular kafalara sarılıyor, koşarak içeri giriliyor. Bench'e acaip şeyler atılıyor. Tepki büyük, ancak fark da büyük!

Geriye kalan bu maçla ilgili skor, maç öncesi açılan o pankart ve işte bu şarkının başındaki melodi benim için. Hazır melodiyi duymuşum, maçı da yazayım dedim. Ne güzeldi be...

Not: Bu şarkının mp3'üne sahip olanlar,bir zahmet iletişime geçsin benimle.

25 Temmuz 2008

Acı

Biri çıkıp gelse, her şey yalan dese,
Bu Kapalı sensiz mezar olur bize.
Gittiğin yerlerden yer tut Optik Başkan,
Unutmayacağız seni SON HOLİGAN
***
27 Temmuz Pazar Günü Saat 17.00’da Mezarı Başında Anma Yapılacaktır.

Kalp kalbe karşıdır #3

Enis İNAN // Mai senza calcio:
çıldırdı iyice
Enis İNAN // Mai senza calcio:
suratıma kapattı
Enis İNAN // Mai senza calcio:
anında aradım tekrar
Enis İNAN // Mai senza calcio:
dedim ki
Ömer:
bir daha bunu yaparsan
Enis İNAN // Mai senza calcio:
bir daha suratıma kapatırsan beni hayatından sil dedim
Ömer:
sil benı defterden
Ömer:
muahua
Enis İNAN // Mai senza calcio:
yeah

Kalp kalbe karşıdır #2
Kalp kalbe karşıdır #1

24 Temmuz 2008

Aklımda bir tek sen...

1.Hafta: Antalyaspor - BEŞİKTAŞ
2.Hafta: BEŞİKTAŞ - Konyaspor
3.Hafta: Trabzonspor - BEŞİKTAŞ
4.Hafta: BEŞİKTAŞ - Gaziantepspor
5.Hafta: İBB - BEŞİKTAŞ
6.Hafta: BEŞİKTAŞ - Hacettepe
7.Hafta: Gençlerbirliği - BEŞİKTAŞ
8.Hafta: BEŞİKTAŞ - Sivasspor
9.Hafta: Kayserispor - BEŞİKTAŞ
10.Hafta: BEŞİKTAŞ - Kocaelispor
11.Hafta: Bursaspor - BEŞİKTAŞ
12.Hafta: BEŞİKTAŞ - Eskişehirspor
13.Hafta: Fenerbahçe - BEŞİKTAŞ
14.Hafta: BEŞİKTAŞ - Ankaraspor
15.Hafta: BEŞİKTAŞ - Ankaragücü
16.Hafta: Galatasaray - BEŞİKTAŞ
17.Hafta: BEŞİKTAŞ - Denizlispor
***
Antalya'da güzel başlayalım, İnönü'de 'biri atsın şampiyonluk gelsin', son hafta Denizli'de kupa alınsın. Daha sonra İnönü'de kupa töreni düzenlensin. Sezon içerisinde Sami Yen şanssızlığı kırılsın, Kadıköy'de yeni seri başlasın. Bursa hop hop hoplasın, Eskişehir yılların intikamını alamasın, Ankaragücü 32.haftaya bilendiğiyle kalsın. Güzel başlasın, güzel bitsin. Yok bunların hiç biri olmuyorsa da, o maçlarda inadına; 'aklımda bir tek sen, fikrimde bir tek sen. ne farkeder kartal sen hergün yenilsen' söylensin.
Şafak 22

22 Temmuz 2008

Kutlama

Radovan Karadžić yakalandıktan sonra Saraybosna sokakları...

Bugün Boşnaklar'ın günü!

16 senedir çok gözyaşı döktünüz, inşallah bundan sonra yüzünüz bir nebze olsun gülecek.

Trofolo burada bahsetmişti taa Eylül 2007'de The Hunting Party adlı filmden. Ben de gittikten sonra burada yazmıştım düşündüklerimi (gerçi çok filmle alakalı değildi, genel görüşümdü). Filmde konusu geçen isim Sırp Radovan Karadzic. Yaklaşık 11 bin Saraybosnalının ölümünden sorumlu tutulan Sırbistan eski devlet başkanı.

Filmin o günleri ve sonrasını anlatan olay repliği şuydu; "Bir savaş suçlusunu biz 2 günde bulurken, diğerleri 5 yıldır nasıl bulamıyorlar". Ve bu replikte geçtiği gibi, 5 yılda dahi bulup tutuklayamamışlardı Karadzic'i. Daha doğrusu bulmak kolaydı da, nedense birileri bulduktan sonra yapılması gerekenleri yerine getiremiyordu. Ta ki düne kadar. Evet, Sırp iti Karadzic 13 yıl sonra bulundu ve tutuklandı. Hangi dağda kurt öldü bilinmez ama nihayet birileri Karadzic'i buldu. Peki Karadzic'in bulunuşunun, Srebrenica katliamında ölenlerin yakınlarının Hollanda'ya açtığı davadan kısa bir süre sonraya denk gelmesi tesadüf müdür ? Bilinmez...

Filmlere konu olan, onbinlerce insanı katleden ve yakınlarına büyük acılar yaşatan, kadın, bebek demeksizin şerefsizliklerini yapmaya devam eden Sırp iti artık bulundu. Boşnak kardeşlerimiz Saraybosna'da kutlamalara başlamış bile. Yüreklerindeki acı her ne kadar dinmeyecek olsa da, bir nebze olsun rahatlamışlardır, eminim. Ancak asıl kutlama, Miloseviç'ten sonra bu itin de öldüğü gün olacak şüphesiz.

21 Temmuz 2008

Noooldu?

Günün sorusu: O parmaklar ne olacak şimdi Zafer ?
???
Zafer Yelen. İyi topçu olabilirmiş zartmış zurtmuş. Beşiktaş ile Trabzonspor peşine düşmüş. Sonunda Trabzonspor'u seçmiş. Eyvallah, herkes bizi seçecek diye bir şey yok tabii. Ancak sorun, Trabzonspor'u seçtikten sonra takındığı 'Beşiktaş da istedi ama ben Trabzonspor'u seçtim' ayakları. O açıklamayı okuyunca kıl olmuştum kendisine. Bir mucize olsun da Trabzonspor'a transferi gerçekleşmesin istiyordum. En azından bir pürüz çıksın filan.
***
Burada o açıklamayı yapan Zafer, istediğim gibi Trabzonspor'un da oyuncusu olamadı. Trabzonspor başkanı yaptığı açıklamada aynen şöyle demiş; ''Muhatabımız olan Alman kulübü ise adeta bu transferin geçekleşmesi için değil, gerçekleşmemesi adına bir politika izledi. Sonunda da anlaşmak üzere Trabzon'a gelen oyuncuyu geri çağırdı. Oyuncu da bu çağrının arkasından Trabzon'dan ayrıldı. Bizim Trabzonspor Kulübü olarak böyle belirsizlikle kaybedecek zamanımız yok. Zafer Yelen dosyası bizim için kesinlikle kapanmıştır.''
***
Transfer yattı. Beşiktaş'ı seçmedim diyen Zafer de Hansa Rostock'ta kaldı. Şimdi baya rahatlamıştır herhalde. Sen kimsin ki ulu orta Beşiktaş'ı seçmedim bilmemne yaptım diyip şov yapıyorsun lavuk ? Aldın mı babayı şimdi ?

34 yıl önce bu gece...

20 Temmuz 2008

Sen ne biçim delikanlısınnn

Msn sorunlu çıktı. Adam yazıyor yazı ulaşmıyor. Haydaa, ekranın resmini çek,gönder vs. Naptık bizde ? Facebook'a geçtik. Verdikleri konuşma penceresi Enis'in deyimiyle kartvizit (nasıl yazılıyor la bu?), benim deyimimle vesikalık foto kadar. Msn yok ne yapalım, katlandık tabii. Bizim konuşurken smiley'ler kısıtlıdır, çok fazla seçenek yok. Bir de :D yapınca msn'de çıkan eleman yine delikanlıların kaldırabileceği cinsten bir şey. Yetiyor bize yani. Ancak facebook öyle değil ki. Enis smiley yapacak abidik gubidik şeyler çıkıyor. Bana geldiler. Yukarıdaki gibi saydırdım adama.

Neyse, tam geçti geçecek muhabbet bir de ne göreyim. Adamın facebook profilinde balık resimleri de var. 21 yaşına yakında basacak adam hala balıklarla oynuyor facebook'ta. Profiline girin her yeri bu oyunla dolu. Sorsanız delikanlı tribüncü ama hal tavır bu.

Şimdi bu kadar şeyi niye yazdım, nereye bağlayacağım ben de bulamadım. 2 dakika düşündüm aklıma insanın içindeki çocuk zımbırtısı geldi. Aha, bu da öyle bir şey herhalde...

16 Temmuz 2008

Gitme

''Ben Beşiktaşlıyım.. Bu takımın kaptanlığına kadar geldim. Bir yere gitmek istemiyorum. Futbol yaşantımı siyah beyazlı formanın kaptanı olarak noktalamak en büyük idealim. Beşiktaş'ta kalmak için sonuna kadar direneceğim. Hangi fedakârlığı yapmam gerekiyorsa yapacağım. Ama her şeyi dener yine de takımda kalmayı başaramazsam, ne Fenerbahçe'ye ne de Galatasaray'a giderim. Yurt dışında kendime bir kulüp bulur, futboluma orada devam ederim. Beşiktaşlı Toraman Fenerli oldu, Galatasaraylı oldu dedirtmem kendime...''
Kaynak
***
İbrahim Toraman - Kutsal Forma

13 Temmuz 2008

Hiç hoş değilmiş

Yemeğin kralını mideye indirdikten sonra, ağızda kürdan sallana sallana mekanın kapısına doğru yürürken, mekanın hemen dışında içeri doğru bakan hatuna bakıp 'aynı İtalyan hatunlara benziyor, maşallah' diyip, hemen hatunun sol tarafına gözün kaydığında Kenan İmirzalioğlu ve bodyguard'larını görmek hiç hoş olmuyormuş. Dün anladım.

1991 - 2008

Ekim 2003'ten beri beklediğim gündü bugün.
Şu tablo için neler verilmez ki.

11 Temmuz 2008

Dünya Kupası Finali

Yunanistan'ı yaptığı sahtekarlık sonucu hükmen yenip, yarı finale çıkmıştık. Yarı finalde de Abd'yi penaltılarla eledik ve İşitme Engelliler Dünya Kupası'nda finale yükseldik. Final Cumartesi günü Yunanistan'da, rakip Almanya.

BEŞİKTAŞ'ın büyüklüğü...

İslam Çupi’nin “Fenerbahçe’nin büyüklüğü başka bir büyüklüktür” sözü ünlüdür. Sizi bilmem ama Fenerbahçe’yi bilmeden Galatasaray’ın büyüklüğünü, Galatasaray’ı bilmeden Fenerbahçe’nin büyüklüğünü anlamak mümkün değildir. Ama asıl Beşiktaş’in büyüklüğü başka bir büyüklüktür. İki takımı da bilmek gerekmez. Galatasaray ve Fenerbahçe takımlarından bir tanesi Türk futbolunda olmasa diğeri varolma aşkından çok şey kaybeder. Ama Beşiktaş öyle değildir. Onu büyük yapan başka değerlerdir. Bu iki takımın ezeli rekabetinden farkli değerler. Bunu anlatmak zor. Bir Galatasaray’lı olarak hele mümkün değil.

Uçan Hollandalı - Değer

***

Başka bir blog'dan alıp, bloguma koyduğum sanırım ilk yazı. Çok güzel yazılmış, bir Galatasaraylının yazması ayrı güzellik. Yazının öncesi ve sonrası linkte mevcut. Doğru tespitlerle süslenmiş. Ancak ben özellikle bu paragrafı tuttum. Ellerinize sağlık...

9 Temmuz 2008

Sahtekarlığın böylesi...

İşitme Engelliler Milli Takımımız, Yunanistan'da düzenlenen Dünya Şampiyonası'nda ev sahibi ekiple oynadığı çeyrek final karşılaşmasında hükmen galip ilan edildi. Milli Takımımız yarı final maçında yarın saat 18.30'da Pan - Palepon Stadı'nda ABD ile karşılaşacak.
*
Pan - Pelopon Stadı'nda dün gece oynanan çeyrek final maçının uzatma dakikaları 1-1 berabere devam ederken, Yunanistan takımında bir sporcunun sahada kulaklıkla mücadele ettiği tespit edildi. Maçın 116. dakikasında meydana gelen olay sonrasında hakemin kararıyla Türkiye hükmen galip ilan edildi.

***

Sahtekarlığın böylesi...
Milli takımımıza hem tebrikler, hem yarı finalde başarılar...

Kalp kalbe karşıdır #2

Ömer:
bi de hıntlılerın fılmlerı kötü
Ömer:
bi gün gaflette bulunup gittim,4saat sürdü
Enis İNAN // Mai senza calcio:
aynen a.k
Enis İNAN // Mai senza calcio:
adamlar da hiç bi şey bitmek bilmiyo
Enis İNAN // Mai senza calcio:
maçları 3 gün
Enis İNAN // Mai senza calcio:
filmleri 5 saat
Ömer:
10dkda bir oynamaya başlıolar
Enis İNAN // Mai senza calcio:
bi de salak salak
Ömer:
şarkılar filan
Enis İNAN // Mai senza calcio:
10 dakka da bi şarkı söylüyolar
Ömer:
ahuhua
Enis İNAN // Mai senza calcio:
kadshfşkjadsfkjadsşhdsfuhadsf

Kalp kalbe karşıdır #1

5 Temmuz 2008

Nokta Nokta | Sayı 45 {Yolculuk}

10.5 aylik aranin ardindan tekrar bir Turkiye tatilinde sizlerle beraberim canlarim. Birlikteligimiz sizin bazilarinizin haberi olmamasina ragmen, 1 Temmuz gunu baslamis olup, 26 Agustos'a dek surecektir. Istanbul bu surecte size daha bir guzel gozukur ise, bilin ki benim yuzumdendir. Simdi gelelim Kanada tarihiyle 29 Haziran'da baslayan ancak Turkiye saatiyle 1 Temmuz'da biten yolculuga;

* Yolculugu bu sefer Air France ile yaptim, ki bu ilk deneyimim oldu. Ucak yolculuklari bekledigimden iyiydi, fazla turbulans olmamasi, cogu zaman kemerlerimizi dahi takmamamiz superdi. Kalkislar -ki ucak yolculuklarinin en sevmedigim anlari- bile cok rahatti. Iki pilotumuzu da tebrik ediyor, gelecek yasamlarinda da mutluluklar diliyorum.

* Hostesler icin ayni kelimeleri kullanmiyorum. Cok uyuzlardi. Ingilizce konustugum her birinden Fransizca cevap geldi. Bilmiyorlar miydi, Fransiz olmalarindan mi kaynaklaniyordu anlamadim. Hic biri guzel de degildi ayrica. Air France hostesleri out, Klm ve Thy hostesleri in.

* Paris havalimani icin de guzel kelimeler kullanamayacagim. Amsterdam'da aktarma yaparken ilk kez bile gitseniz, yemek yerlerini, alisveris alanlarini, oturma alanlarini cok rahat bulabilirsiniz, Paris oyle degil. I-ih, hic sevmedim. Cok karisik ve in cin top oynuyor. Tek orjinallik havalimanindaki terminaller arasi cok hizli giden tren olmasi.

* Genelde aktarmalarda o ulkenin topragina basamazdik, (gerci pasaport ile cikip gezebiliriz ama tembellik iste) bu sefer basabildik. Ucak peron'a yaklasti ancak bir turlu ucagin on kapisini acamadilar. Bekle anam bekle,yok yok yok. Sonunda orta kapiya merdiveni dayadilar,oyle indik. Paris'te de bir 10 adim yurumus olduk, cok heyecanliydi... Desem de inanmayin...

* Havalimani acaip pahaliydi. Bir kola'ya 3 euro mu ne verdim, evlat acisi gibi oturdu icime. Bir de yukaridan anlasilabilecegi icin nete girmek icin euro'lari kaptirdim. 1.5 saat internet icin 8 euro'm gitti. Hadi para gitti eyvallah da, klavye de Fransiz klavyesimiymis neymis, a-z-m'nin yerleri degisik, yaziyorum tuhaf tuhaf seyler cikiyor, dakikalar bosa gidiyor. Sinir krizi gecirmek uzereydim... Adi herifler ya..
* Gecen sene Amsterdam'in fotolarini cekmistim, daha guzel gozukuyordu Paris'ten. Ancak Paris'in onemli simgelerini gordugumde de, cekmeden duramadim. Isin ilginci, Eyfel'i bu fotoyu cektikten 4-5 saat sonra gorsem daha bir super olacakti muhtemelen foto. Fransa, AB donem baskanligini aldigi icin, 1 Temmuz'dan itibaren isiklandirmislar Eyfel Kulesi'ni, ben bu fotoyu cektigimde 30 Haziran 19.20 filandi...
* Bunu da cekmemek olmazdi, hayatimda kac kere Stade de France'i gorecegim ki ? Guzel foto olmus bence...
* Bunu da ucak kalktiktan 1 saat sonra cektim. Neresi bilmiyorum, muhtemelen Isvicre filan. Ben gordugumde Cornholio aka Enis'i hatirladim orasi ayri. Valla fotoyu da onun icin cektim, o simdi gelip buraya bu fotoya da laf atar muhtemelen ama :)

* Bir yolculuk daha boylece bitti. Soranlara dedigim gibi Haziran'da indim,Temmuz'da ciktim havalimanimizdan, gec oldu temiz oldu. Hayirlisiyla daha nicelerine insallah...

4 Temmuz 2008

Tuhaf kere tuhaf #2

Perşembe gecesi eve dönerken belediye arabası evin önündeki kaldırımları su ile temizlerken görülür. Aile arası eleştirilerin hedef noktası ülkede su problemi varken foş foş sokakların salakca yıkanmasıdır. Cuma günü camii'ye gidilir. Hoca minber'e çıkar ve konuşmaya başlar. Konuşmaya devam ettikce, devletin üst kademelerinin birbiriyle çeliştiği gözle görülür.

Belediye arabaları sokaklarda suları harcarken, Diyanet İşleri'nin atadığı hoca 'su israfı kötüdür. lütfen banyo yaparken, traş olurken, elimizi yüzümüzü yıkarken hatta ve hatta abdest alırken su israfı yapmamaya çalışalım!' der durur.

Göl havzalarına imar izni veren, belediye arabaları ile sokakları temizleyen bizleriz ya, israf'tan kurtulmak için çabayı da biz göstereceğiz, göstermezsek cezasını da biz çekeceğiz...

2 Temmuz 2008

Üç Aylar & Regaip kandili

Recep ayı üç ayların ilkidir. Bu ayda ‘Regaip Ve Miraç’ olmak üzere iki kandil vardır. Sevgili Peygamberimiz (S.A.S) “Recep ayı Allah’ın Şaban ayı benim Ramazan ayı ise ümmetimin ayıdır” buyurmuşlardır. Bu sene 03 Temmuz 2008 (29 C.Ahir) Perşembe akşamı Regaip Kandili’dir.

Üç ayların (Recep, Şaban, Ramazan) girmesi ile birlikte Peygamber Efendimiz (S.A.S) şu duayı sıkça okuduğu bilinmektedir; “Ey Allah’ım Recep ve Şaban aylarını bize mübarek kıl ve bizleri Ramazan’a kavuştur.”

***

Herkese hayirli kandiller.