İstanbul-Burdur arası vatanseverlik...
1- İnönü/Eskişehir girişindeki pano.
2- Kütahya girişinde bir apartmanın yan cephesinde yazılı olan yazı.
3- Kütahya'da bir şehitlik
Bunların dışında bir çok farklı şehirde, bir çok farklı yapıdaki (bina-müstakil ev-gecekondu vs) Türk bayrakları...
Vatan sana canım feda.
1 Nisan 2011
Yol Boyu Vatanseverlik...
18 Mart 2011
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!
Anne ben gidiyorum düşmana karşı
offff gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir uzun selvi,
Kimimiz nişanlı, kimimiz evli
offff gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir dolu testi,
Anneler babalar ümidi kesti
offff gençliğim eyvah
12 Mart 2011
İstiklâl Marşı'nın Kabulu...
Her seferinde daha da gururla, daha büyük bir şevkle...
İstiklâl Marşı'nın 90.kabul yıldönümü kutlu olsun...
6 Ekim 2010
9 Eylül 2010
Biz var oldukça, kahrolmaya devam edeceksiniz... // 9 Eylul 1922
Çalındı borular haydi ileri
Bozuldu çadırlar kalmayın geri
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa
Türk oğluyum ben ölmek isterim
Toprak diken olsa yatağım yerim
Allah'ından utansın dönenler geri
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa
20 Temmuz 2010
21 Mayıs 2010
Yüz Karası
3 Mayıs 2010
3 Mayıs Türkçüler Günü
"Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür. Türklük şuuruna erişmiş, samimi olarak "Ben Türk'üm" diyen herkes Türk'tür. Türkçülük ve Türk'ün tayininde, sapık ölçülere, özellikle mezhepçiliğe, coğrafyacılığa, laboratuvar ırkçılığına inanmıyorum. Başka milletleri küçük gören, Dünya barışını tehlikeye sokan antropolojik ırkçılık, Türk Milliyetçilik ülküsünün dışındadır.."
Alparslan Türkeş
Haydi 3 Mayıs, Türkçüler Turancılar elele,
Tarihler bin dokuz yüz kırk dördü gösterdi,
Atsız'ım Bozkurtlara buyruğu verdi,
Yiğitçe buyruğa gönül verdiler,
Alparslanlar, Kokanlar, Orkun, idiller,
Yürüyün, yürüyün haydi yiğitler,
Haydi 3 Mayıs, Türkçüler Turancılar elele,
Büyük Türk Milleti senin bayramın.
Haydi 3 Mayıs, Türkçüler Turancılar elele,
Dilde birlik, işte birlik, fikirde birlik,
Sağlanırsa o zaman kurulur dirlik,
Yürü yiğit yürü bugün senin günündür,
Bugün düğün günün, bayram günündür,
3 Mayıs Türkçünün düğün günüdür.
4 Nisan 2010
4 Nisan...
Mekanın cennet olsun, ruhun şad olsun Başbuğ...
Geçen sene bloga eklediğim cenaze görüntülerine tıklayarak ulaşabilirsiniz: 4 Nisan 2009
18 Mart 2010
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!
3 Şubat 2010
Zoruna gidenin...
8 Kasım 2009
19 Mayıs
19 Mayıs 1919
-Yav bırak Mustafa abi yaa, sen mi kurtarıcan memleketi Allah aşkına!
- Ama işgal zırhlıları...
- Boşver şimdi sen işgal zırhlılarını filan.... Gün gelir, memleketin malını mülkünü tapusuyla İngiliz'e satar bunlar.
- Yok canım!
- Yeminle söylüyorum, İngiliz vatandaşı bakan bile getirip koyarlarsa şaşma.
- Ama ahval ve şerait...
- Güzel abim yaranamazsın. .. Bak şimdi binicez bu dandik gemiye, taaa Samsun'a gidicez, savaş, boğuş, kendimizi paralayacağız, diyelim becerdik, devrim mevrim, anlata anlata dilinde tüy bitecek, sonra sen kahırdan ölücen, önce biraz ağlıycaklar , sonra gene "Son Osmanlı Padişahı" diye pankart açacaklar, mezarında dönücen.
- Saltanat kalsın diyosun yani...
- Alışmadık kıçta don durmaz abi, egemenlik megemenlik vereceğine, iki çuval kömür ver, daha iyi... Aha buraya yazıyorum, açlıktan nefesleri kokarken padişahlarına saltanat uçakları alırlar, bu gemiyi de jilet yaparlar, söylemedi deme.
- Efkarlandım be...
- Yakma o cigarayı gözünü seveyim, yarın öbür gün belgesel yaparlar, keş gibi gösterirler seni haberin olsun.
- Hal çaresi nedir peki?
- Al padişahın kızını, yırtalım.
- Millet ne olacak?
- Onlar da ulemaya sorsun artık ne olacaklarını, bize ne, kendi düşen ağlamaz.
- Laik olmasınlar mı, birey olmasınlar mı , kendi lisanları olmasın mı, şıhlara şeyhlere mi bırakalım kaderlerini?
- Bak ne güzel söylüyorsun, kader der geçerler, takalım takkemizi bakalım dalgamıza, iş çıkarma başımıza...
- İyi de, yazık olmaz mı?
- Asıl bu yaptığını yaparsan yazık olur... Bazıları sana inanacak, etkilenecek, senin fikirlerini yaşatmaya kalkacak, hayatları kayacak, evleri basılacak, içeri tıkılacaklar, kimine saçını örtmediği için fahişe diyecekler, kimine milletin malını Arap'a satmayın dediği için komünist diyecekler, kimine Ne Mutlu Türküm Diyene dediği için faşist diyecekler, darbeci diyecekler.. . Yorma ahaliyi, kula kulluk edelim, rahat edelim.
- Yok arkadaş, ben bi deniycem.
- E sen bilirsin abi..
Yılmaz ÖZDİL
29 Ekim 2009
28 Temmuz 2009
27.07.2009
1 sene once ananemin o an icin bulunmadigi evdeydim bugun. Toren icin gec kaldigimi dusunurken bir anda kalabaligin toplandigini gordum camdan bakarken. Istiklal Marsi'ni o kalabalikla okuyamadim, yetisemedim. Ancak marsimizdan hemen sonra ki sehitlerimizi birer birer anma torenine ve yapilan dua'ya istirak etme sansim oldu.
Hatri sayilir bir kalabalik vardi. Yapilan dua muazzamdi. Her kimse o duayi yaptiran, Allah ondan razi olsun. Bulundugum yerin tam karsisindaki bina'da bir cok bayrak vardi. O ne guzel bir bayraktir ya Rab... Tekrar tekrar asik oldum... Allah o gun canini kaybeden masum vatandaslarimizin ruhlarini tekrar tekrar sad eylesin. Amin.5 Temmuz 2009
Başbağlar Katliamı
Unutmayacağız sizi ablalar, abiler, nineler, dedeler, kardeşler. Unutmayacağız size bu hainliği yapan şerefsizleri. Unutmayacağız size bu hainligi yapmakla suçlanan 20 mahkum'dan 18'inin hemen, 2'sinin ise 3.5 yıl sonra serbest kalışını. Unutmayacağız camii'den zorla çıkarılışınızı. Unutmayacağız hunharca yapilan
Başbağlar Katliamını. Unutmayacağız Başbağları.
Allah hepinize gani gani rahmet eylesin, mekanınızı cennet eylesin.
Erzincan'dan haber geldi.
Dediler: "kanlı borasar!"
Gariplere oldu mezar,
Vay yiğidim, vay mazlumum vay!
Oy başbağlar oy başbağlar!
Garip anam başın bağlar.
Bana da diyemez belli.
Yağdı üstüne kurşunlar vay!
Yakılmıştı tüm evleri,
Kan doldurdu dereleri.
Söyle bana kanlı testi.
Kim öldürdü bebeleri vay!
Olay idim olay idim,
Delikanlı olay idim.
Elde mavzer, dağ başında
Zalimleri bulay idim vay!
30 Haziran 2009
Mehmet Akif Ersoy
Cuma günü Vefa Stadı'na giderken güzergahımı Edirnekapı'dan gitmek olarak kararlaştırmıştım. Yolculuk sırasında Edirnekapı Şehitliğinin içerisinden yürümem gerekiyordu. Yürürken heybetli bir mezar gördüm, kimin diye baktığımda Mehmet Akif Ersoy yazıyordu. Afalladım önce. Daha sonra Mehmet Akif Ersoy'un mezarının nerede olduğunu bilmediğimi farkettim. Benim için büyük bir ayıptı bu. Dua ettim, Allah kabul eder inşallah...
Mehmet Akif Ersoy'un mezarı aslında Edirnekapı'daymış. Ancak iki yıl önce Edirnekapı mevkiisinde yapılan yol çalışmaları (tünel'in tamamen yıkılması vs.) sırasında Edirnekapı Şehitliğine nakledilmiş. Kendisi burada da yalnız bırakılmamış, Ahmet Naim Bey ve Süleyman Nazif'in mezarları ile yanyana olacak şekilde defnedilmiş.
Her İstanbul'a gelişinde en az 1 kez Eyüpsultan Mezarlığı'na giden ve orada birçok Osmanlı'dan kalma mezarların ve mezartaşlarının harap olduğunu, mezarlıkta genel olarak düzen olmadığını, bazı mezarların kaybolduğunu ve bu tarihi değerlere sahip çıkılmadığını gören biri olarak Edirnekapı Şehitliği'ndeki düzenlemeye hayran kaldım. Sadece Mehmet Akif Ersoy'un mezarının çevresinde değil, şehitliğin tamamında bir düzen var. Belli ki çok iyi bakılıyor şehitlerimizin ebedi mekanlarına. En kısa sürede bu tür bir düzenlemeyi Eyüpsultan Mezalığında da görmek dileğiyle...
Mehmet Akif Ersoy'un ve vatan uğruna kanını, canını feda etmiş tüm şehitlerimizin ruhları tekrar tekrar şad olsun. Amin.
29 Mayıs 2009
ISTANBUL!
Ceddini seven, sayan, ceddi'nin yaptiklariyla ovunen, yaptiklarini merak eden, tarihini bilen, tarihiyle gurur duyan, vatansever, milliyetci, herkes icin onemli olan 29 MAYIS'a bir kez daha erdik cok sukur. Bu guzel sehrin fethinin 556. yildonumunu kutluyoruz bu yil.
19 Mayıs 2009
18 Mart 2009
18 Mart 1915 | ÇANAKKALE GEÇİLMEZ !
Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...O, rûkü olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.








