8 Temmuz 2009

Ferrari İstanbul'da, Ömer de...

Salı günü çıktım Ortega Hasan ve Interli Safa ile buluştum. Sohbet muhabbet derken, Safa'yı Bostancı'ya postaladık. Hasan'ı da Ömür/İncirli metrobüs durağında postaladım. Ben de oyalanmadan eve geldim. Üstümü değişip, nete girdim. Ferrari gelmiş mi diye nette bakınırken, bir de ne göreyim! Ferrari'nin gelişinde rötar varmış, yeni açıklanan saat ise 19.30. Paldır küldür dışarı attım kendimi. 19.20'de havalimanı E Kapısı'na vardım. Kendisi 19.50'de başkanın özel uçağıyla geldi. Yaklaşık 150 kişiydik. Rakam olarak az olsa da, kendisini fazlasıyla bunaltmamıza yetti. Adama resmen saldırıldı diyebiliriz.

Ferrari kapıdan çıkmadan önce ilk olarak taraftarlar çıkartılıyordu. Ben de çıktım, kapının önünde bir yerde durdum. Sonra bir dirsek beni bir güzel sağ tarafa doğru itti. Döndüm bir baktım kameraman. İyi hoş dedik, önünden çekildik. Sonra Ferrari'yi yolcu ettik eve geldik.

Bugün ise Kanada'daki abimin msn'de 'Lig tv çalışanlarının saldırısına maruz kalan kardeşim' yazışıyla irkildim. Yoksa yoksa... O beni iten kameraman Lig Tv kameramanı mıydı ? diye düşünmeme kalmadı, screenshot'lar geldi. Evet, beni iten eleman Lig Tv kameramanıymış ve kendisi canlı yayın yapıyormuş. Baya bir kapatmışız görüntüsünü bir 3-5 saniyeliğine, sonra da bir güzel iteklemiş bizi köşeye doğru.

Sadece sırtımız değil, vücüdumuzun üst kısmı da çıkmış dışarı çıkarken. Öyle ki, Ferrari yerine ben çıkıyormuşum gibi bir hava oluşmuş bir anlığına. Velhasıl, şunu söylemeyi uygun görüyorum; Ferrari İstanbul'da, Ömer de... Ayık olmakta fayda var. Bundan sonra her an her yerde görebilirsiniz beni.

Bir daha ki hedefim 14 Temmuz kutlamalarında Pascal Nouma ile siyah beyaz çekmek...

Bu da BJK Tv'den, yeni gordum;

5 Temmuz 2009

Başbağlar Katliamı

Unutmayacağız sizi ablalar, abiler, nineler, dedeler, kardeşler. Unutmayacağız size bu hainliği yapan şerefsizleri. Unutmayacağız size bu hainligi yapmakla suçlanan 20 mahkum'dan 18'inin hemen, 2'sinin ise 3.5 yıl sonra serbest kalışını. Unutmayacağız camii'den zorla çıkarılışınızı. Unutmayacağız hunharca yapilan
Başbağlar Katliamını. Unutmayacağız Başbağları.

Allah hepinize gani gani rahmet eylesin, mekanınızı cennet eylesin.

Erzincan'dan haber geldi.
Dediler: "kanlı borasar!"
Gariplere oldu mezar,
Vay yiğidim, vay mazlumum vay!

Oy başbağlar oy başbağlar!
Garip anam başın bağlar.
Bana da diyemez belli.
Yağdı üstüne kurşunlar vay!

Yakılmıştı tüm evleri,
Kan doldurdu dereleri.
Söyle bana kanlı testi.
Kim öldürdü bebeleri vay!

Olay idim olay idim,
Delikanlı olay idim.
Elde mavzer, dağ başında
Zalimleri bulay idim vay!

4 Temmuz 2009

Turk to Toronto?

Bu ne güzel bir başlıktır böyle! TSN haber editörünün eline sağlık. Bu adamlar Euro 2008 maceramız sırasında da süperlerdi zaten. Neyse, yine de fazla havaya girmemek lazım. Trail Blazers'ın 8'ine kadar sunabileceği tekliflere karşı hazırlıklı olmak lazım. Hele bir imzalar atılsın da...ama insan kendi de "bu transfer olursa var yaaaaa" demekten alıkoyamıyor be kardeşim.

30 Haziran 2009

Mehmet Akif Ersoy

Cuma günü Vefa Stadı'na giderken güzergahımı Edirnekapı'dan gitmek olarak kararlaştırmıştım. Yolculuk sırasında Edirnekapı Şehitliğinin içerisinden yürümem gerekiyordu. Yürürken heybetli bir mezar gördüm, kimin diye baktığımda Mehmet Akif Ersoy yazıyordu. Afalladım önce. Daha sonra Mehmet Akif Ersoy'un mezarının nerede olduğunu bilmediğimi farkettim. Benim için büyük bir ayıptı bu. Dua ettim, Allah kabul eder inşallah...

Mehmet Akif Ersoy'un mezarı aslında Edirnekapı'daymış. Ancak iki yıl önce Edirnekapı mevkiisinde yapılan yol çalışmaları (tünel'in tamamen yıkılması vs.) sırasında Edirnekapı Şehitliğine nakledilmiş. Kendisi burada da yalnız bırakılmamış, Ahmet Naim Bey ve Süleyman Nazif'in mezarları ile yanyana olacak şekilde defnedilmiş.

Her İstanbul'a gelişinde en az 1 kez Eyüpsultan Mezarlığı'na giden ve orada birçok Osmanlı'dan kalma mezarların ve mezartaşlarının harap olduğunu, mezarlıkta genel olarak düzen olmadığını, bazı mezarların kaybolduğunu ve bu tarihi değerlere sahip çıkılmadığını gören biri olarak Edirnekapı Şehitliği'ndeki düzenlemeye hayran kaldım. Sadece Mehmet Akif Ersoy'un mezarının çevresinde değil, şehitliğin tamamında bir düzen var. Belli ki çok iyi bakılıyor şehitlerimizin ebedi mekanlarına. En kısa sürede bu tür bir düzenlemeyi Eyüpsultan Mezalığında da görmek dileğiyle...

Mehmet Akif Ersoy'un ve vatan uğruna kanını, canını feda etmiş tüm şehitlerimizin ruhları tekrar tekrar şad olsun. Amin.

18 Haziran 2009

Motivasyon Kaynağı

Çifte kupalı şampiyonluğumuzun coşkusu BJK Koleji'nde mezuniyet sevinciyle birlikte kutlandı. Öğrenciler ve velilerin yer aldığı mezuniyet töreninde BJK Koleji İlköğretim okul birincisi Batuhan Kurunç ve Anadolu Lisesi okul birincisi Selim Birlik, başarılarını Turkcell Süper Lig ve Fortis Türkiye Kupası'nı kaldırarak taçlandırdı.


Zamanında bana da böyle bir motivasyon kaynağı gerekiyordu ders çalışabilmem için. Hiç anlamadılar beni, hiç BEŞİKTAŞ'ı kullanmadılar hırslanmam için. Halbuki hayatta en fazla hırs yaptığım konular içerisinde BEŞİKTAŞ geçen konulardı.

Bundan ala motivasyon kaynağı mı olur yahu? Bir sezon boyunca, uğruna milyonlarca insanın hayal kurduğu, masrafa girdiği, emek harcadığı, üzülüp sevindiği, kavga ettiği, savaştığı kupaları kaldırma şerefine nail oluyorsun.

Vallahi müthiş... Şu iki kardeşi kıskanmadım desem yalan olur.

Ha unutmadan, tekrar ve tekrar; ŞAMPİYONLUK BİZİM, KUPA BİZİM!

13 Haziran 2009

Kurtuluş

Nette birkaç yerde Kurtuluş'taki bayrak-pankart organizasyonunun güzel olduğunu okuyunca tutamadık kendimizi, babamla atladık gittik olay yerine. Bahçelievler'den Kurtuluş'a gittik, fotoğraflar çektik, 10 dakika dolaştık ve eve geri geldik. Gelirken yolumuz Merter'e düştü. Orada da bir fotoğra çektim. Peki gittiğimize geldiğimize değdi mi? Bence değdi. Gayet güzel fotoğraflar çıktı ortaya. Siyah Beyaz'ı yanyana görmeyeyim, feci bir huzur kaplıyor içimi.

En kısa sürede bir de köprü turu yapmalı, orada da fotoğraflar çekmeli. Bu arada Kurtuluş'taki pankartlarda emeği bulunanlardan da Allah razı olsun. Ellerine, yüreklerine sağlık.

Not: Diğer fotoğraflar için tık tık.

Koma

Hiçbir şeye değişilmez senin sevgin bu dünyada!!!
*
Not: Gecenin 4'ünde girilen BEŞİKTAŞ komasının sonucu ancak bu olabilirdi...

9 Haziran 2009

Tekirdağ hikayesi

Denizli'den sonra bu kez rota Tekirdağ'di. Ozellikle merkezini sevdigim, gittigim her sefer zevk aldigim bir yer Tekirdağ . Buna ragmen hic kalmadim, hep gunubirlik gittim geldim. Yine oyle oldu, sabah cikip ogle'den sonra geri donduk. Tekirdağ'da gecirilen toplam vakit 3 saat filandi herhalde, bir cami ziyareti - yemek - carsi'da dolanis ve donus seklinde.


Gunun tek kotu olayi, gidiste 30 dakikalik yol aldiktan sonra tup tasiyam kamyona arkadan carpmis kamyonet'te slklslp kalmis bir yasli amca'yi gormekti. Tam kaza mahalinden gecerken, o hala arabanin icindeydi ve ben birebir gordum ne halde oldugunu. Hala etkisindeyim. Umarim olum-kalim olmadan halledilmistir sorunlar. Allah yardimcilari olsun.

En son 2006 Temmuz'unda gittigimiz icin sehirdeki degisikliklerden haberimiz yoktu. Tam sehir merkezine gelmeden ilk saskinlik ani yasandi. Sehir abartisiz 7-8 km Istanbul tarafina dogru gelmisti. Yeni otomotiv bayiileri, yeni kolejler, bir suru guzel site yapilmis. Ozellikle gelecek haftadan itibaren kalabaliklasacaga benziyor. Ancak kis'in da eskisi kadar sakin degil sehir merkezi belli ki.

Sehir merkezinin girisindeki bu heykel hep ilgimi cekmistir. Bu sefer fotografini cekmeyi de basardim. Cok onemli bir zat olsa gerek, tarihte yaptiklarini ve onemini cok bilmiyorum acikcasi. Ancak heybetli bir poz ile guzel bir heykel cikmis ortaya. Bu arada yine merkez'de Ata'mizin, tam fiziki boyutlarinda yapilmis bir heykeli varmis. Sanirim Valilik binasinin onunde, emin degilim. Onun fotografini cekemedim, kotu oldu.

Her zaman oldugu gibi Tekirdağ'da da siyah-beyaz ilgimi cekti. Fotografini cekmemek olmazdi. Her yere yakisiyor bu iki renk. Hayatin anlami yemin billah..

Bu arada yolu dusup de kofte yiyecek olanlar, muhakkak bu firsati es gecmesinler. 3 kisi yenen yemek fiyatinin -tabii gidilen mekana gore degisebilir- Istanbul'dakinin yarisi olmasi tuhafti. Arada 2 saatlik yol var alti ustu.

Ve donuste kararimi verdim. Eger yasliligimda bir gun, "ne Istanbul'suz, ne Istanbul'da" dersem,Tekirdağ 'a yerlesecegim. Bizim evden Tekirdağ sehir merkezi 120 km'ymis, bugun baktik. Hem Istanbul'a yakin olmak, hem de kargasadan uzak olmayi isteyenler icin birebir aslinda.
Velhasil, guzel sirin bir sehir Tekirdağ...