29 Mayıs 2007

29 MAYIS 1453/2007



Istanbul was Constantinople
Now it's Istanbul not Constantinople
Been a long time gone
Old Constantinople's still has Turkish delight
On a moonlight night

Every gal in Constantinople
Is a Miss-stanbul, not Constantinople
So if you've date in Constantinople
She'll be waiting in Istanbul

Even old New York was once New Amsterdam
Why they changed it, I can't say
(People just liked it better that way)

Take me back to Constantinople
No, you can't go back to Constantinople
Now it's Istanbul, not Constantinople
Why did Constantinople get the works?
That's nobody's business but the Turks'
Istanbul!!


*Sultanahmet Camii - Mayis 2006


* Sultanahmet Meydani - Mayis 2006


* Sukru Saracoglu Stadi - Fenerbahce-panathinaikos - Ekim 2002

***

29 MAYIS 1453'un anlami hep bambaska oldu benim icin.
Bugun yine o gurur gununu yasiyoruz.
Dunyanin -bana gore- en guzel sehrinin Islamiyet'e gecmesi,
Turklerin tarih boyunca ezdigi yunanistan'a bir tokat daha atisi,
bir cagin bitip diger cagin baslamasi,
ilk aklima gelen nedenler bu gururu doyasiya yasamamiz icin.

ISTANBUL , 1453'TEN BERI!

4 Mayıs 2007

3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ!


3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ KUTLU OLSUN!

***
3 Mayis 1944 gunu yapilan,Ankara'da yeri yerinden oynatan yuruyusun sonucudur Turkculuk gunu. Komunist Sabahattin Ali'nin actigi davaya karsi tepkidir. O davaya karsi tokattir.
Ilk celse Turkiye genelinde buyuk yanki bulurken,ikinci celsede Turkculer gunun yanki bulmasini sagliyordu.
Issiz bir edebiyat ogretmeninin pesinden yollara dusen,Turkiye'nin dort bir yanindan gelerek o gun orada bulunan herkes bu dunyadan goctu,ancak biraktiklari mirasa hic kimse zarar veremedi,veremeyecek!

27 Nisan 2007

Yakariz Bu Gezegeni!

1 Aralik 2005 tarihinde Inonu Stadi'nda oynanan Besiktas-Zenit St Petersburg macinda,
Kapali Ust'te acilan pankart .
"YAKARIZ BU GEZEGENI"


- 26 Nisan 2007 -
Biz tribunu zaten yakmisiz,yikmisiz kac kere.
Mesaleyi bu kez futbolcularimiza verdik.
Neron yakarsa Roma'yi,siz de yakin Kadikoy'u dedik.
Sagolsunlar kirmadilar.
"YAKARIZ BU GEZEGENI"


*



Latince zor dildir. Turk insaninin cok bilgisi yoktur bu dile karsi.
Ancak eger Besiktas taraftariysaniz,en azindan Latince dendiginde akliniza gelen bir soz vardir.
"VENI VIDI VICI"
"Geldim,gordum,yendim"
Su dunyada 3-5 Latince kelime biliyorsak,bu Fenerbahce sayesindedir.
Tesekkurler Fenerbahce. Sen olmasan,biz ne yapardik.

15 Nisan 2007

Ağla Türkiye Ağla

Ağla Türkiye ağla..
Bir okul gezisinde yok olup giden 33 gencecik yigidine agla..
Ocagi sonen 33 ailene agla..
Evlat acisi icine kor gibi oturan anne babalara agla..
Sorumsuzlugun,dikkatsizligin getirdigi bu hazin sona agla..

Ağla Türkiye Ağla..
Sen ne kadar aglasan da fayda etmez ya,
Olsun sen yine de agla..
Oku Fatiha , katkida bulun su yavrucaklara,anne babalarina..

*

Gecen yaz evladini kaybeden bir baba vardi gozumun onunde..Ailemizden bir yakin oldugu icin 1 hafta 10 gun sureyle hergun gormustuk o feryadi figani , bu haberi okudugumda ilk o gunler geldi aklima.. O gencecik kizin cenazesi..Topraga verilisi..
Gittigim ilk cenazeydi , ilk kez birinin topraga verilisini goruyor , ilk kez cenaze namazi kiliyordum..Belki de ondan etkilemisti..

Cocuklarin yasama hakki vardi,yasayamadilar. Yine de onlar sucsuz,onlar masum,onlar subyan,onlar cennetlik..Ama ya aileleri ?
Iclerine dusen aciyi nasil dindirecekleri supheli..Sondurmeyecekleri asikar..
Canlarindan bir parca topraga girdi , hem de boyle aci sekilde..
Onlarin icindeki aciyi anlamamiz zor , hatta imkansiz..
Allah onlara da bu fani dunyadaki sinavlarini basariyla atlatabilmelerine yardim etsin..
Amin..

Vefat eden cocuklarimizin da mekanlari cennet olsun..
Offff offfff

6 Nisan 2007

Windsor!

Daha once hakkinda yazacagim dedim. Daha sonra gitme sansina eristim ve 17-28 Mart tarihleri arasinda gittim 3.kez.

Dondum,bir tembellik bir tembellik. Simdi bir heves geldi, yazalim bakalim.

Dogurdukca doguran bir tatilmis megerse benimki. Trene ilk bindigimde 23 Mart olarak belirlenmisti donus tarihim,once 25'ine ertelendi daha sonra 28'ine. Beklenmeyen gelismelerle,tum aileyi bir anda Windsor'da bulduk. Tek basima gittim,donuste yolda babam eslik etti vs vs.

Windsor hakkinda ufak bilgilerle baslayalim. Buyuk ablamla enistemin Windsor Universitesi'ne girisleri nedeniyle tanistik bu ufak sehirle. 210-220 bin civari nufusu olan bu sehrin ozelligi hemen Detroit'le karsi karsiya olmasi. Bu iki sehri,ulkeyi bir kopru ayiriyor. Ingilzcesi "Ambassador Bridge".

Ne yazik ki o koprunun ustunden gecmek nasip olmadi. Cunku iki kere Detroit'e gecmeme ragmen bunu yer altindaki tunelden yapmistim, kopruyu daha cok Abd'ye mal tasiyan tirlar kullaniyormus. Ki tunel zaten daha ilginc gelmisti. 100 sene evvel yapilmis ve o zaman yurumek icin yapmislar herhalde. Hala kullanilmakta. Arabalar vizir vizir gecmekte.

Detroit daha cok rapci sehri olarak biliniyor. Eh zaten Detroit denilince akla gelen ilk seylerde Eminem ve filmi 8 Mile. Daha cok zenci var bu sehirde ve aslinda Windsor'a bakan tarafi cok da tekin degil. Sehrin ic kisimlari daha guvenliymis.

Windsor icin ayni sey soz konusu degil. Sahil civil civil oluyor yazlari. Bizim gibi bogaz havasini koklamis,Ortakoy denilince aglamakli olabilecek insanlar icin deniz ve kopru manzarasi onemli tabii.

Bol bol doner yedim yine bu tatilde. Windsor'in doneri bir baska. Daha tuzlu mu ne. Daha bir hos geliyor :)) o kadar unutamamisim ki,gitmeden 10 gun once doner pazarliklari baslamisti ki trenden indikten 10dk sonra donercide buldum kendimi. Tatil boyunca da yedim yiyebildigim kadar. Zaman sinirlamasi da yoktu bazen gece 1'lerde bazen 2'lerde,guzeldi hakikaten. :)

Bunun disinda bol bol NBA maci izleyip bizim kablolu yayini saglayan sirkete bol bol giydirdim. Bir gunde 5 NBA maci izledigim oldu. Asik oldum sisteme diyebilirim.
Sonunda sehri yavas yavas ogrenmeye basladim. Ancak biraz gec oldu :) Bol bol sundae yedim bu arada unutmadan.

Detroit'e gecmek istedik ama gecmedik. Bir suru ivir zivir kontrol filan. Kasmak gelmedi icimizden. Basketbol oynadik,futbol oynadik. Futbolda tum sehri kendime hayran biraktim aglara biraktigim uc golle. :p Kiskananlar catlasin efendim..

Eh ufak bir ozetini cikardiktan sonra tatilin son bir resimle yaziyi bitirelim.


Not : Ilk iki resim Aralik 2005'te cekildi. Son resim Mart 2007.

Not 2 : Hersey icin tekrar tesekkurler buyuk ablama ve enisteme :)

4 Nisan 2007

4 Nisan 1997



kurtlar puslu havada
toplandi ankara'da
giden heybetli çınar
milyonlarsa arkada

vatan millet aşkına
geçen çileli ömür
yatak yorganda değil
çınar ayakta ölür neyler

kerkük'te türkmen
türkistan neyler onsuz
sabır ver yüce mevlam
kaldik başsız ve kolsuz

yandı yürekler yandı
yağan kar ile sönmez
milyonlar bir ağızdan
diyor başbuğlar ölmez

1 Nisan 2007

Bir oda...

Kafama koydum,bugun ustune cok dusundum. Yapacagim.
Evlendigimde veya ayri bir evim oldugunda bir odayi sirf Besiktas sevgime ayiracagim.
Yapilacaklar listesi :
- Duvarlarini siyah beyaza boyayacagim.
- Bir raf yaptiracagim icinde Besiktas'la ilgili dergileri,kitaplari,mac biletlerini koyacagim.
- Tv alip digiturk'u bu odaya baglayacagim.
- Yumusak guzel bir koltuk alacagim cift kisilik.
- Bol bol yastik koyacagim odaya. Yerlere,koltugun ustune.
- Duvara simdilerin son modasi gibi , formalarimi asacagim.
- Bir tane de guzel bayrak asacagim.

Her maci stada gidemiyorsam orada izleyecegim..
Besiktas sevgimin sonuna kadar zevkini tadacagim..
Kafaya koydum,bunu yapacagim..

17 Şubat 2007

Hmm

Başlık bulamadım idare edin.

misterio blogunda beni sobelemiş mi ebelemiş mi ne bişey olmuş , onun için 5 tane hayatıma ilgili çok kişinin bilmediği şeyler yazmam lazımmış. Zevkle dedik , kabul ettik. Başlayalım bakalım :

Asansör fobim vardır. Öyle ki bu fobi bir çok kez 10-12.kata bile merdivenlerden çıkıp inmemi sağlamıştır. Ancak bunun da değişik halleri var.
Mesela tek başıma asansöre binmezdim. Hala da çoğu yerde binmem. En son 2 kez yalnız asansöre Ankara Öğretmenevi'nde bindim. İkisi de acele etmem gerektiği içindi.
Ancak anlaşılacağı gibi yerden yere de değişiyor tek başıma binip binmemem. 15 Katlı apartmanlarda nedense binemiyorum yanımda başkaları olsa dahi. Ancak eğer bir hoteldeysem,büyük bir firmanın binasındaysam veya alışveriş merkezindeysem binebiliyorum.
Bir de asansörün dışarıyı görebileceğim bir camı varsa çok iyi olur. O zaman korkmadan yalnız da binebilirim , 10.kata da çıkabilirim.

Masa tenisini çok severim. Ortaokul hazırlıktaki okulum bir çok okula göre daha moderndi. Mesela okula serbest kıyafetlerle gidiyorduk. Çok özelliği vardı. Bunlardan biri de koridorlarda masa tenisi masaları olmasıydı. Ben önceleri ne bu ya,nasıl oynanır ki derken 3.ayda "anne raket alsana banaa" demeye başlamıştım. Sene bittiğinde masa tenisi hastası ve ustası olup çıkmıştım. Daha sonra 2-3 sene kırk yılda bir kere oynadım , zaten imkan yoktu. Nereden bulacaksın masa tenisi oynayacak yeri ? Buraya geldiğimde ilk gittiğim Fransız okulunda da masa tenisi masaları mevcuttu koridorlarda. Buranın ayrıca güzelliği okuldan sonra kalıp oynayabilmemizdi. Bir ara acaip sarmıştı yine beni bu oyun. Hergün okuldan sonra kalır 2 saat masa tenisi oynardım. Çok Çinli,Rus veya Polonyalı yenmişliğim vardır bu oyunda. Turnuvalar,organizasyonlar. Güzel günlerdi hakikaten. Yine uzun süredir elimi sürmedim rakete ama bir imkanım olsa da keşke oynasam diyorum hala..

Yemeğin tadına bakmadan tuz dökerim. Bunun kötü bir huy olduğunu biliyorum. Hatta bir yerde bunun şirketlerde yeni eleman alınırken denendiğini okumuştum. İş yemeğine çıkıyorsun iş görüşmesinde ve senin yemekteki tavırlarını inceliyorlar. Yemeğin tadına bakmadan tuz dökersen önyargılı! yaftasını hemen yapıştırıyorlarMIŞ.. Ben hiç görmedim böyle bişeyi. Tuzu severim,tuzsuz olması yerine yemeğimin tuzlu olmasını tercih ederim. Annemlerden bu konuda bol bol uyarı alsam da bu huyumdan da hala vazgecemedim.

Sakalımı çok severim. Onsuz yapamayacağımı düşünürüm ve sakalsızken kendimi beğenmem. Bir çok şekil denerim. Sürekli şekliyle oynarım. Son ayların modası ise kirli sakal. Mesela dün traş oldum , 3 hafta üstüne. Ancak yine de sakalsızlıktan iyidir diyorum. Ne kadar çevremdekiler "şu anki cildinin hassaslığı geri gelmeyecek ama sakal gelecekte de bırakabilirsin,şimdi bırakma bari" deseler de ı-ıh , ben sakalsız yapamam kardeşim. Sakalsız çıkmam abi! gibi bişey bu..

Aşırıyımdır. Bişeyi seviyorsam veya bişeyden nefret ediyorsam bunun normali yoktur,aşırıdır. Herşeyi uclarda yaşamayı seviyorum sanırım. Öfkem de aşırı oluyor , romantikliğim de. Sevgim de , nefretim de. Bunu bazen seviyorum , bazen hayır. Zira bazen "herşeyin aşırısı fazladır" lafı bolca beynimin içinde çınlıyor. Ama bu da benim bir yanım. Ben böyleyim.

Sonuncusu oldu mu bilmiyorum ama olsun. Aslında sonuncusu için ayrı bişey düşünmüştüm ancak konsepte uymayacağını düşündüğüm için aşırılığı koydum. Umarım şu sobelenme işini başarıyla yerine getirebilmişimdir :)

Şimdilik bu kadar..