Cumartesi sabahi kalktim, Taksim'e oradan da Sabiha Gokcen'e dogru yol aldim. Ucak'in kalkis saatinden 2.5 saat once alandaydim, benden baska BESIKTASli da yoktu meydanda. Yavas yavas millet gelmeye basladi, ucus biletleri ve atkilar dagitildi. Kontrolden gecildi ve cikis kapisina geldik. Ucak'in 20-25 dakika rotar yapmasini da firsat bilerek yavas yavas havaya girdik. VictorY pankarti esliginde, tezahurat basladi. Ardindan ucaga binildi.


Yemek yenilecek yerin ismi Saracoglu Kasri'ydi. Nezih bir ortam vardi. Sadece serviste zorlandi mekan calisanlari, o da normal 2 ucak dolusu insan ve bazi Istanbul'dan gelen otobusler ayni yerde toplanmisti. 3-4 saati orada gecirdik. Tabii alkol alanlar tam anlamiyla alkolun dibine vurdu. Havada feci sicakti bu arada.
Ardindan saat 18.15 civari polisler esliginde stada dogru yol alinmaya basladi. Etrafta bizi alkislayanlar da vardi, Galatasaray ve Fenerbahce formalari gosterenler de. Bu arada sofor abimizle koyu bir Denizli muhabbeti de acildi. Su an belediye baskani kimdir, necidir, hangi partidendir vs vs. Genel bilgi alimi yaptik.



Tam futbolcular gitti derken, VictorY pankartinin 2.kata asilisi sirasinda polis ile bazi arkadaslar tartisinca ve buna kalabalik topluca tepki gosterince, polislerle bir arbede yasandi. Bir anda ortalik karisti, neyse ki 2-3 dakika suren gerginlik hemen bitti. Yalniz, Allah korusun sampiyon olamasak, o havalimani daha cok karisirdi. Biraz da insanlarin tadini kacirmamak istememesi nedeniyle sonlandi cabucak.
Daha sonra bekleme salonuna gecildi, ilk once takim ucagi, ardindan Ataturk Havalimani'na gidecek ucak kalkti sorunsuzca. Bizim ucagimiz 30 dakika sonraydi, yani gece 1'de. Ilk once 1.30'a ertelediler, ardindan Sabiha Gokcen cok yogunmus dendi. Herkes anladi bir killik oldugunu ama yapacak bir sey yoktu.
Ben tam yemek ekanina gidip kendime hamburger almisken, herkes ucak hazir hadi gidiyoruz naralariyla bir daha kontrollerden gecmeye basladi. Hayatimda en hizli yedigim hamburger'i Denizli'de yemis oldum. Kontrollerden gectik, ucaga yoneldik. Ucaga bindik hatta.
Yaklasik 15-20 dakika ucakta kaldiktan sonra, ucak kalkmiyor ariza giderilememis lafiyla ucaktan indik. Milletin suratlar asilmis, sinirler gerilmis haldeydi. Alana girmemizle, bir cogumuz yine yemek alanlarina saldirdi. Alkol'u fazla kacirmis olanlar banklarda uyumaya cekildi. Bir ara kontuarlarin arkasinda bile uyuyanlar vardi. Neyse ki Duty Free kapaliydi da, alkol alinamiyordu daha fazla.
Saat basi yeni dedikodular cikti. Yok, Ataturk Havalimani'na giden ucak, donup bizi alacak. Yok, Antalya'dan bu sirkete ait bir baska ucak gelecek bizi alacak. Ancak bunlari yaparken yeni bir surpriz daha cikti karsimiza. Denizli Havalimani Askeri bolgedeydi ve kalkip inecek ucaklardan askeriye haberdar edilmeliydi. Boyle olunca, araya Vali'nin, yardimcisinin ve diger yetkililerin girmesi gerekiyordu. Bu haberlerle millet iyice yayildi havalimanina.
En son bir haber ulasti, 6'da ucak burada olacak diye. O sirada millet bir televizyon bulmus, izlemeye baslamisti bile. Telegol'u izlerken sampiyonluk sayimizi 11 olarak telafuz eden Serhat Ulueren'e kufurler edildi, Metalist Kharkiv oleyyyyy'ler cekildi, macimizin tekrari gosterilirken GOOOOLLLLL diye bagrildi, bu takim bu sene s.ke s.ke sampiyon denildi. Daha neler neler...
En sonunda millet cildirmis, birbirine saka yapmaya baslamisti. Biri su alip uyuyan arkadasinin suratina donuyor, uyanan cildirmis adam arkadasini kovaliyordu. Herkesin birbirine sordugu soru da "ulan kim beddua etti bize de, en mutlu gunumuzde bunu cekiyoruz"du. Bu arada bir sonraki gunku kutlamalarda tehlikeye girmisti. Millet uykusuzluktan kirilirken, nasil kutlamaya gidilecekti?
Nihayet saat 7.30 gibi Antalya'dan gelen ucaga binildi. Ucak, Denizli'den kalktiginda saat 8.05'ti. Yani 7 saatlik bir rotar soz konusuydu. Bu arada ucakta da ufak bir gerginlik oldu. Hosteslere biraz ayip da edildi acikcasi, ancak sinirler gergin oldugu icin insanlara cok da suc bulamiyorum. Hosteslere hele hic suc bulamiyorum. Yalniz iclerinden biri ayni Didem Taslan'di. Masallah..
Saat 9.10'da Istanbul'a inen ucakla, bir anda millet havalimaninda dagildi, herkes evine en kisa surede gidip dinlenmeye cekilmek istiyordu. Dinlenebilecek surede en fazla 2-3 saatti tabi. Ben yine Havas'in arabasiyla Taksim istikametinde giderken, uyuyakalmisim. Bir uyandim Zincirlikuyu'dayiz. Attim kendimi disari, metrobusle eve geldim. 3 saatlik uyku, ardindan yine hazirlanis ve kutlamalara icin yine yollara dusus...
Velhasil, cilesi bol, sevinci bol, ancak bir kez sorsalar gozumu kirpmadan "gidiyorum" diyecegim bir yolculugu geride biraktim. Uzun sure de etkisinden cikabilecegimi sanmiyorum. Guzel bir gundu. Sampiyonluk gunun en guzel yaniydi. Allah nicelerine ulastirsin bizi...
Ve bir kez daha, buyuk buyuk, sanki haykirirmiscasina;
ŞAMPİYONLUK BİZİM, KUPA BİZİM!
3 yorum:
Güzel,detaylı bir şekilde anlatmışsın abi,şampiyonluğunuz kutlu ve hayırlı olsun.
ilkokulda yazdığımız günlükler geldi aklıma bir an :))
Çok ama çok güzel bir yazı...
Yorum Gönder